Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Sosyal medya toplumsal ahlakı tek başına bozmadı ama zayıf olan yerleri görünür ve hızlandırılmış hale getirdi. Eskiden ayıplanan, fısıltıyla konuşulan ya da sınırlı çevrede kalan davranışlar; şimdi alkış, beğeni ve görünürlükle ödüllendiriliyor. Bu da “doğru” ile “çok dikkat çeken” arasındaki çizgiyi bulanıklaştırıyor.
Bir davranış ahlaki olduğu için değil, etkileşim aldığı için değerli sayılmaya başlandı. Utanma duygusu yerini “trend mi değil mi?” sorusuna bıraktı. İnsanlar ne yaptıklarını değil, nasıl göründüklerini düşünür oldu. Bu da ahlakı içsel bir pusula olmaktan çıkarıp, dış onaya bağlı bir vitrine dönüştürdü.
Ama burada asıl mesele sosyal medya değil, insanın kendisi. Sosyal medya sadece bastırılmış eğilimlere alan açtı. Gösteriş, linç, riyakârlık, kolay yargılama… Bunlar zaten vardı. Sadece şimdi daha hızlı yayılıyor, daha az bedel ödüyor ve daha çok normalleşiyor.
Öte yandan sosyal medya tamamen yıkıcı da değil. Daha önce sesi çıkmayanların konuşabildiği, haksızlıkların görünür olduğu alanlar da açtı. Yani mesele “ahlak bozuldu mu?”dan çok, ahlakın sınavı ağırlaştı mı? sorusu.
Kısacası sosyal medya ahlakı bozmadı; ahlakı olanla olmayanı daha net ayıran bir ayna tuttu. Sorun aynada değil, bakılan yüzde.